Oryantalizm

Artam Antik A.Ş. 35. Yıl Anısına Oryantalizm

Daha Fazla Detaylar

150 TLVergi Dahil



Daha Fazla Bilgi

Oryantalizm, 19. yüzyılda gelişen ve Doğu insanlarının dinlerinin, dillerinin ve tarihlerinin incelenmesi anlamına gelen bir bilim dalıdır. Bu terim, 19. yüzyılın ortasında Doğu dünyasını konu alan bir resim türü için de kullanılmaya başlanmıştır. O zamandan beri Oryantalizm, bugünkü Türkiye, Yunanistan, Yakın Doğu ve Kuzey Afrika topraklarını kapsayan ve Batılıların İslam Dünyası karşısındaki tavırlarını tanımlayan genel bir terim olarak benimsenmiştir.


Doğu’ya duyulan ilgi, 19. yüzyıldan çok önce başlamıştır. Daha Romalılar döneminde Mısır ve İran kültürlerinin İtalya’ya girişi, Batı’nın Doğu’ya olan ilgisini ortaya koymuştur. Ortaçağda, Haçlılar Yakındoğu’yu Avrupa’ya bir ölçüde tanıtmışlardır. Hıristiyan dininin Yakındoğu’da ortaya çıkmış olması Batılıların bu ülkelerle ilgilenmelerinin başlıca nedenlerinden biridir. Ancak bu çağların resim sanatı örnekleri, Doğu’nun gerçek bir görüntüsünü yansıtmaktan uzaktır.


Oryantalist resimlerde sık rastlanan doğulu figürler ve aksesuarlar Rönesans döneminde artmıştır. Bunlar çoğunlukla Avrupa manzaraları önüne yerleştirilmiş sarıklı, doğu kılıklı figürlerin basmakalıp resimleriydi. Burada başlıca amaç, egzotik bir etki yaratmak olduğundan, doğulu tipleri doğru olarak gösterme yönünde ressamların herhangi bir çabası olmamıştır. Türklerin, İranlıların, Tatarların ve Memlukların kıyafetlerinden motifler alınıyor ve bunlar rastgele bir biçimde birleştiriliyordu. Bu tür derlemeler Gentile Bellini, Vittore Carpaccio, Fra Angelico, Filippino Lippi, Bernardino Pinturrichio, Tiepolo gibi sanatçıların resimlerinde görülüyordu. Rönesans sonrasında kısa sürede tüm Avrupa’ya yayılan doğu modası; giyim kuşamı, mimarlığı ve sanat yapıtlarını etkilemiştir. Bunun resim alanındaki en önemli temsilcisi Rembrandt’dır. Kutsal Kitap öykülerini ele aldığı resimlerine tarihsel bir yerellik katmak için oryantal ögelerden yararlanan sanatçı, Moğol minyatürlerini kopya ediyor, Türk silâhları ve İran kumaşları topluyordu.


18. yüzyılda Avrupa’da Ortadoğu ve Uzakdoğu’ya karşı yeni bir ilgi başlamıştır. Diplomatik, kültürel, askerî ve ticarî ilişkiler bir yandan çağın Batı kültürünü bu ülkelere tanıtırken, öte yandan Doğu’ya ait kültürel ögeler yüzyılın sonlarına doğru Avrupalılar tarafından benimsenmiş, Chinoiserie ve Turquerie başlıkları altında tanımlanan bir doğu egzotizmine yol açmıştır. 19. yüzyıla gelindiğinde doğu konulu resimlerin niteliği büyük ölçüde değişir. Bunun çeşitli nedenleri vardır. Napolyon’un Mısır Seferi’nden başlayarak Yunan Bağımsızlık Savaşı, Cezayir’in Fransızlar tarafından alınması, Kırım Savaşı gibi siyasi olaylar, Süveyş Kanalı’nın açılması, Oryantal araştırma okullarının kurulması, seyahat koşullarının düzelmesi, çeşitli uluslararası sergilerde İslam Kültürü’nün tanıtılması Doğu’ya karşı bilim, tarih ve sanat alanına duyulan ilgiyi artırmıştır. Sonuç olarak, doğruluğa pek önem vermeyen ve doğu üslûplarının bir derlemesi olmaktan pek de öteye gitmeyen egzotizm, 19. yüzyılda yerini daha gerçekçi ve ciddi bir anlayışın egemen olduğu Oryantalizm’e bırakmıştır.


1798’de Napolyon’un Mısır Seferi’yle başlayan ve 1914’de I. Dünya Savaşı’yla son bulan Oryantalist resim akımı, belirli bir okul ya da üslup değildir. Oryantalist resimlerin ortak yanı, işledikleri konulardır. Nitekim biri Neoklâsik, diğeri Romantik akımın en önemli temsilcilerinden olan Jean-Auguste Dominique Ingres ve Eugène Delacroix aynı derecede başarılı Oryantalist tablolar yapmışlardır.  Öte yandan, Oryantalist ressamların büyük bir bölümü sadece Doğu ile ilgili konularda değil, başka konularda da resim yapmışlardır. Oryantalist resimlerin Doğu’nun atmosferinden kaynaklanan bir ortak yanı vardır: ışık daima sıcak bir ışıktır, bu da ışık-gölge kontrastlarını öne çıkarır, renkler parlak ve canlıdır.  


Oryantalist konulu resimler başlangıçta büyük ölçüde hayaliydi. Örneğin Delacroix,  türünün en güzel örneklerinden biri olan Sardanapal’ın Ölümü’nü yaptığında Doğu’yu daha görmemişti; “Koltuk Oryantalisti” diye nitelendirilen  Ingres’in Türk Hamamı’nın esin kaynağı ise Lady Montagu’nün mektuplarında sözünü ettiği Edirne’deki bir kadınlar hamamı ile 16. yüzyıl sanatçısı Nicolas de Nicolay’ın bir gravürüdür. Ancak yüzyılın ilerlemesiyle Doğu daha yakından tanınmış ve sanatçılar hayal gücüne dayanan ilk Oryantalist resimlere oranla daha gerçekçi tablolar yapmaya başlamışlardır. Bunun nedeni, sanatçıların kendilerinin doğu ülkelerine gitmeleri ve bunun sonucunda bu yerler hakkındaki ön yargılarını büyük ölçüde değiştirmeleriydi. Ancak bazı Oryantalist resimlerdeki gerçekçilik sadece gözlemden kaynaklanmaz, bunda aynı zamanda ressamların atölyelerindeki doğu  aksesuarlarının ve fotoğrafın da etkisi vardır. Jean-Léon Gérôme ile Ludwig Deutsch’un Paris’teki atölyeleri tümüyle İslam tarzında döşenmişti, daha pek çok ressam, doğu gezilerinden ülkelerine dönerken resimlerinde yararlanacakları aksesuarları da beraberlerinde getiriyorlardı.  Yine yüzyılın sonunda yapılan birçok Oryantalist resimdeki ayrıntılı gerçekçilik, sanatçıların fotoğraftan yararlandığına işaret eder.  Nitekim Gérôme, Léon Belly, William Holman Hunt gibi pek çok ressam; Henri Béchard, Gabriel Légékian, Abdullah Biraderler ya da Pascal Sébah gibi doğu fotoğrafçılarının   çektikleri fotoğrafları  resimlerinde kullanmışlardır.


Oryantalist resimler 19. yüzyıl boyunca Paris’teki Devlet Resim  Sergisi, Londra’daki Kraliyet Akademisi gibi resmi kurumların ve bazı özel galeri sahiplerinin çabalarıyla, uluslararası sergiler ve baskı albümlerin yaygınlaşmasıyla bütün Avrupa ve Amerika’da aranmaya başlanmıştır. Endüstri Devrimi’yle ortaya çıkan sanayiciler ve bankerler Oryantalist resimlerin başlıca alıcısı olmuş ve ilk özel koleksiyonları da onlar oluşturmuştur.


Oryantalist ressamların konularını genel olarak figürlü kompozisyonlar ve manzaralar olmak üzere iki grupta toplayabiliriz. Birinci grup Müslüman Doğu’nun yansıtıldığı figürlü kompozisyonlar, genellikle savaş ve av konuları, erotik etkili harem, hamam ve dans sahneleri, şehir içinde ya da iç mekânlarda geçen güncel hayattan kesitler, yerel giysi ve tiplerin tanıtıldığı kıyafet albümleri, portreler, İslâm diniyle ilgili ibadet sahneleri ve Kutsal Topraklar’ın fon oluşturduğu İncil ve Tevrat hikayeleridir.  İkinci grubu meydana getiren manzaralar ise arkeolojik sitelerin ve anıtların tanıtıldığı resimlerle, İslâm mimarlığının yansıtıldığı kent ve manzaralardır.


1870’lere kadar Fransız ve İngilizler’in tekelinde bulunan Oryantalist resim sanatı bu tarihten sonra İsviçreli, Alman, Belçikalı, İskandinav, Avusturyalı, İtalyan ve Rus sanatçıların da ilgi alanına girmiştir. Oryantalist sanatçıların bazısı meslek hayatlarında Doğu’ya bir kez giderken Gérôme, William Holman Hunt ve Horace Vernet gibi sanatçılar sık sık Doğu’ya gitmiş, John Frederick Lewis Kahire’de on yıl, Alexandre Gabriel Decamps İzmir’de bir yıl  kalmış, buna karşılık Ingres gibi bazı sanatçılar ise tamamen duyduklarına ve okuduklarına dayanarak hayali bir Doğu’yu resimlemişlerdir.


1970’ler sonrası Oryantalist resim piyasasındaki yükselişten sonra Doğu konulu resimler yeniden gündeme gelmiş, bu konuda pek çok kitap yazılmış, sergi açılmış, müzayedeler düzenlenmiştir.  Bugün hala canlılığını koruyan bu alan, Yakındoğu topraklarında artık kaybolup gitmiş bir geçmişi yansıttığı için de başta Türkiye olmak bir çok İslam ülkesindeki koleksiyonerleri cezbetmektedir.